
Kendini sevmek, hayatındaki en uzun ilişkinin adıdır. Doğduğun günden son nefesine kadar yanında olan tek kişi sensin ve bu ilişkiyi nasıl kurduğun, diğer her şeyin rengini belirler. Öz değer dediğimiz o içsel sağlamlık da tam burada başlar. Kendini sevmek, aynaya bakıp kusursuz olduğunu söylemek değildir. Eksiklerinle, gölgenle, iyi ve zor günlerinle bir bütün olarak kendini kabul etmektir. Bu yazıda o kabulün nasıl büyütüleceğini, öz değerini nasıl senin dışındaki hiçbir şeye bağlı olmayan bir kaynaktan besleyeceğini konuşacağız.
Kendini Sevmek Bencillik Değildir
Çoğu kadına küçük yaşta öğretilen bir yalan var: kendini önce koyarsan bencil olursun. Oysa kendini sevmek narsisizm değildir. Narsist kişi başkalarının onayına açtır, sürekli hayranlık ister, çünkü içi boştur. Kendini seven kadın ise kendisiyle barışıktır, başkasının aynasına ihtiyaç duymaz.
Kendini sevmek, kendinle kurduğun sağlıklı bir ilişkidir. Tıpkı sevdiğin bir insana davrandığın gibi kendine de nazik davranmaktır. Onu dinlersin, ihtiyaçlarını ciddiye alırsın, yorulduğunda dinlenmesine izin verirsin. Kendine bunu yapmak bencillik değil, sağ kalma sanatıdır. Kendi kabını dolduran kadın, çevresine taşan tarafından verir. Boş bir kaptan kimse su içemez.
Öz Değerin Başkasının Onayına Bağlı Olamaz
Onay bağımlılığı sessiz bir tuzaktır. Bir mesaja hemen cevap gelmeyince değersiz hissedersin. Biri seni beğenmeyince günün kararır. Bir fotoğrafın az beğeni alınca içine bir şüphe düşer. Bunların hepsi, öz değerini dışarıya emanet ettiğinin işaretidir.
Dışarıdan gelen onay güzeldir, ama üzerine ev kuramayacağın kadar kaygandır. Bugün seni öven, yarın susabilir. O yüzden değerini onların elinden al ve kendi avucuna geri koy. Sen, kimse bakmıyorken de değerlisin. Kimse alkışlamıyorken de. Değerin bir performans değil, doğuştan gelen bir hak.
Kendine şunu sor: "Bu kararı gerçekten ben mi istiyorum, yoksa beğenilmek için mi veriyorum?" Bu tek soru, hayatının ne kadarını başkalarının gözü için yaşadığını gösterir.
Kafandaki Sert Sesi Tanı ve Yumuşat
Hepimizin içinde bir eleştirmen yaşar. Bir hata yaptığında "Ne kadar beceriksizsin" diyen, aynada seni yargılayan, geceleri utanç anılarını sana tekrar tekrar oynatan o ses. Bu sesi susturmaya çalışmak işe yaramaz. Onu tanımak, sonra da yumuşatmak gerekir.
Önce ona bir isim ver. Ciddiye almayı bırakmak için hafif, biraz komik bir isim seç. "Yine başladın Nurgül Hanım" dediğinde, o ses artık sen değilsin, sadece kafanda konuşan huysuz bir kiracı. Aralarına mesafe koymuş olursun.
Sonra o meşhur testi uygula: "En yakın arkadaşıma böyle konuşur muydum?" Arkadaşın bir sınavı geçemese ona "Sen zaten hep başarısızsın" der miydin? Demezdin. "Olur böyle şeyler, tekrar deneriz" derdin. İşte o şefkati kendine de borçlusun. İçindeki sese arkadaşının hak ettiği yumuşaklıkla cevap ver.
Öz Değerini Büyüten Somut Adımlar
Kendini sevmek bir his değil, bir pratiktir. Hissi beklersen yıllar geçer. Onun yerine küçük eylemlerle başlarsın, his de arkadan gelir.
Öz şefkat pratiğiyle başla
Zor bir an geldiğinde elini kalbinin üstüne koy ve üç cümle söyle: "Şu an zorlanıyorum. Zorlanmak insan olmanın bir parçası. Kendime nazik olabilirim." Bu üç cümle bilimsel olarak sinir sistemini yatıştırır. Kendini azarlamak yerine sarmalamayı öğrenirsin.
Kendine küçük sözler ver ve tut
Öz güven, kendine verdiğin sözleri tutmanın birikmiş halidir. Ama büyük sözlerle başlama. "Yarından itibaren her gün spor" değil. "Bu akşam on dakika yürüyeceğim" de. Tuttuğun her küçük söz, içine "ben kendime güvenebilirim" cümlesini kazır. Kendine güvenen kadın, dışarının onayına muhtaç olmaz.
Bedenini yargılamadan sahiplen
Bedenin, seni bu hayatta bir gün bile bırakmadan taşıyan tek dostun. Onunla savaşmayı bırak. Aynada bir kusur ararken durup şunu de: "Sen beni yaşatıyorsun, teşekkür ederim." Duş alırken, kremini sürerken bedenine dokunuşunu bir cezaya değil, bir şefkate dönüştür. Sahiplenmek, sevmenin ilk adımıdır.
Seni tüketen ilişkilere sınır koy
Bazı insanlar yanından ayrıldığında kendini yorgun, küçük ve yetersiz hissedersin. Bu bir işarettir. Sınır koymak duvar örmek değildir. "Bu konuşma bana iyi gelmiyor, şimdi kapatıyorum" diyebilmektir. "Hayır" demek, kendi enerjine sahip çıkmaktır. Suçluluk hissedeceksin, bu normal. Ama suçluluk, alışkanlığın direnişidir, yanlış yaptığının kanıtı değil.
Başarılarını küçümseme
Kadınlar başardıkları şeyi "şans", "zaten kolaydı" diye hafifletmekte ustadır. Bunu bırak. Bir işi bitirdiğinde, birine yardım ettiğinde, zor bir günü ayakta atlattığında bunu içinden bile olsa kutla. Küçümsediğin her başarı, öz değer hanenden düşen bir puandır.
Kendine zaman ayır
Herkese kucak açan kadın, sıra kendine gelince "vaktim yok" der. Oysa kendine ayırdığın zaman lüks değil, bakımdır. Günde yarım saatini, telefonsuz, kimseye ait olmayan, sadece senin olan bir zamana çevir. Bir çay, bir kitap, bir sessizlik. Bu, kendine "sen önemlisin" demenin en somut halidir.
Günlük Küçük Ritüeller
Kendini sevmek, büyük kararlarda değil, sabah uyandığın anda gizlidir. İşte güne serpiştirebileceğin küçük tohumlar:
- Sabah aynası: Aynada kendine kusur ararken değil, gözlerinin içine bakarak "Günaydın, bugün de yanındayım" de.
- Üç minnet: Gece yatmadan, o gün kendinle ilgili sevdiğin üç küçük şeyi say. "Sabırlı davrandım", "kendime iyi baktım" gibi.
- İç ses molası: Gün içinde kendini eleştirirken yakaladığında dur ve o cümleyi bir arkadaşına söyler gibi yeniden kur.
- Sınır cümlesi: Yapmak istemediğin bir şeye günde bir kez, nazikçe "hayır" de. Kas gibi çalışır, güçlenir.
Bunların hiçbiri saatler almaz. Ama üst üste bindikçe, içindeki o sert ses yerini sıcak bir sese bırakır.
Sen Zaten Yetiyorsun
Kendini sevmek bir varış noktası değil, her gün yeniden seçtiğin bir yol. Bazı günler kolay olacak, bazı günler o eski sert ses geri gelecek. Sorun değil. Kendine dönmeyi hatırladığın her an, yolun üstündesin demektir.
Unutma, sen kırılan bir yerini onarmayı bekleyen bozuk bir şey değilsin. Sen, zaten bütün olan, sadece bunu hatırlaması gereken bir kadınsın. Değerin, ne yaptığından değil, ne olduğundan gelir. Ve olduğun şey, tam da olması gereken. Bugün kendine bir söz ver: bundan sonra kendinle konuşurken, sevdiğin birinin hak ettiği o yumuşaklığı kendinden esirgeme. Çünkü hayatının aşkı, hep aynada seni bekliyordu.
Etiketler:
Ilgili Yazilar
Dişil EnerjiDişil Enerjini Uyandırmanın 7 Yolu
Dişil enerji zayıflık değil, en büyük gücündür. Bedeninle bağ kurmaktan yaratıcılığa, sezgiden akışa, dişil enerjini uyandıracak 7 pratik yolu keşfet.
Dişil EnerjiMıknatıs Gibi Çekmek: Dişil Çekim Gücünün Sırrı
Gerçek çekim peşinden koşmakla değil, kendi enerjinde durmakla başlar. Dişil çekim gücünü besleyen tavırları ve doğru insanları hayatına çeken sırları öğren.
Öz Değer & SınırlarSağlıklı Sınırlar Koymak: "Hayır" Diyebilmenin Gücü
Sınır koymak bencillik değil, öz saygının en net ifadesidir. Suçluluk duymadan hayır demeyi ve ilişkilerinde sağlıklı sınırlar çizmeyi öğren.