İçeriğe atla
Öz Değer & Sınırlar

İç Eleştirmenini Susturmak: Kafandaki Sert Sesle Barışmak

Dişil Sırlar24 Ağustos 20265 dk okuma
İç Eleştirmenini Susturmak: Kafandaki Sert Sesle Barışmak kapak görseli
Blog'a Don
Paylas:

Sabah aynanın karşısına geçiyorsun ve daha güne başlamadan içeriden bir ses yükseliyor: "Yine mi böyle görünüyorsun, kendine biraz çeki düzen versen ölür müsün?" Bir toplantıda fikrini söylüyorsun, o ses hemen atılıyor: "Ne saçmaladın öyle, herkes sana güldü." İşte bu ses senin iç eleştirmenin. Kafanın içinde yaşayan, seni sürekli izleyen, ölçen, biçen ve neredeyse hep "yeterince iyi değilsin" diyen o sert ses. Onu tanıyorsun çünkü çoğu zaman senin kendi sesin gibi konuşuyor. Ama gerçek şu: o ses sen değilsin. Ve onunla ilişkin değişebilir.

Bu yazıda iç eleştirmeninin nereden geldiğini, aslında ne yapmaya çalıştığını ve onu susturmadan nasıl yumuşatabileceğini konuşacağız. Çünkü mesele o sesi zorla kesmek değil, ona farklı bir şekilde eşlik etmeyi öğrenmek.

İç Eleştirmen Nereden Geliyor

Kimse dünyaya "ben değersizim" diyerek gelmez. O ses sonradan, katman katman içine yerleşir.

Belki çocukken bir yetişkinin sürekli notlarını, kilonu, odanı eleştirdiğini duydun ve o sesi büyüyünce içine aldın. Belki hep bir başkasıyla kıyaslandın: "Bak kuzenin ne kadar başarılı." Belki de içinde büyüdüğün kültür, bir kadının nasıl görünmesi, nasıl davranması, ne kadar fedakar olması gerektiğine dair yüzlerce görünmez kural fısıldadı sana.

İç eleştirmen bütün bu deneyimlerden beslenir. Dışarıdan gelen yargıları alıp içeride tekrar tekrar oynatan bir kayıt gibidir. Yani o ses aslında senin özün değil, sana öğretilmiş bir alışkanlıktır. Öğretilen şey ise yeniden öğrenilebilir.

O Ses Aslında Düşmanın Değil

Burası önemli, yavaş oku. İç eleştirmenin seni yok etmeye çalışan bir düşman değil. O, yanlış çalışan bir alarm.

Düşün ki içinde küçük, korkmuş bir bekçi var. Onun tek görevi seni korumak: reddedilmekten, utanmaktan, başarısız olmaktan. Ama bunu yapmak için bildiği tek yöntem seni önceden azarlamak. "Sen daha kendini eleştirirsen, başkası eleştiremeden hazırlıklı olursun" mantığıyla çalışır. Niyeti seni güvende tutmak, ama yöntemi seni yaralıyor.

Bunu görmek her şeyi değiştirir. Çünkü bir düşmanla savaşırsın, ama korkmuş bir bekçiye şefkatle yaklaşabilirsin. İç eleştirmeni yumuşatmanın ilk adımı, ona kızmayı bırakıp "sen beni korumaya çalışıyorsun ama artık bu şekilde değil" diyebilmektir.

İç Eleştirmeni Yumuşatmanın Yolları

İşte o sert sesle ilişkini dönüştürmen için deneyebileceğin pratik yollar. Hepsini birden yapmana gerek yok, bir tanesiyle başla.

Sese Bir İsim, Bir Kimlik Ver

En güçlü tekniklerden biri dışsallaştırmak. O sesi kendinden ayır. Ona bir isim tak: "Suzan Teyze", "Müdür Bey", "İçimdeki Karamsar". Böylece "ben değersizim" cümlesi, "işte Suzan Teyze yine sahneye çıktı" haline gelir.

Aradaki fark devasa. Birincisinde sesle bir olursun, ikincisinde sesi dışarıdan izlersin. İzleyebildiğin şeyin esiri olmazsın.

En Yakın Arkadaşına Böyle Konuşur Muydun

Kendine söylediğin o cümleyi al ve hayal et: en sevdiğin arkadaşın aynı durumda, aynı hatayı yapmış, sana geliyor. Ona "off senden hiçbir şey olmaz, hep berbat ediyorsun" der miydin? Asla.

Ona muhtemelen şöyle derdin: "Olur böyle şeyler, herkes yanılır, sen elinden geleni yaptın." İşte kendine de tam olarak bunu söylemeyi hak ediyorsun. Kendine göstermediğin şefkati başkasına gösterip duruyorsun. Sıra sende.

Düşünceyi Gerçek Sanmaktan Vazgeç

İç eleştirmenin bir cümle kurunca beynin onu otomatik olarak gerçek kabul eder. Oysa düşünce sadece düşüncedir, kanıt değil.

"Beni kimse sevmiyor" bir gerçek değil, bir düşünce. "Bu işi asla beceremem" bir kehanet değil, korkunun sesi. Bir sonraki sert cümlede kendine şunu sor: "Bu bir gerçek mi, yoksa sadece bir düşünce mi?" Çoğu zaman elinde tek bir kanıt bile olmadığını göreceksin.

Öz Şefkat Cümleleriyle Cevap Ver

Sert sese sessiz kalmak yerine ona yumuşak bir sesle karşılık ver. Ezberleyebileceğin birkaç cümle hazır bulundur:

"Şu an zor bir an yaşıyorum ve bu insani bir durum."
"Kendime nazik davranmayı seçiyorum."
"Ben de herkes gibi hata yaparım ve yine de değerliyim."

Bunları söylemek başta yapay gelebilir, çünkü kaslarını hiç bu yönde çalıştırmadın. Devam et. Şefkat de bir kas gibidir, kullandıkça güçlenir.

Önce Bedenini Yatıştır

İç eleştirmen en çok gergin, yorgun ve alarmda olduğun anlarda gürültü yapar. Zihnini sakinleştirmek için önce bedenini sakinleştir.

Bir elini kalbinin üstüne koy. Dört sayarak burnundan nefes al, altı sayarak ağzından ver. Bunu birkaç kez tekrarla. Beden gevşediğinde o alarm sesi kendiliğinden alçalır. Çünkü sinir sistemin "tehlike yok" mesajını almaya başlar.

Küçük Başarılarını Kaydet

İç eleştirmen kötü olanı büyütür, iyi olanı görmezden gelir. Bu dengesizliği düzeltmen gerekiyor. Her akşam, o gün yaptığın üç küçük şeyi bir yere yaz: "Bugün zor bir mesaja cevap verdim", "Yürüyüşe çıktım", "Kendime güzel bir kahve yaptım."

Bunları biriktirdikçe beynine yeni bir kanıt dosyası oluşturursun. Artık "hiçbir şey yapamıyorum" dediğinde, elinde aksini gösteren gerçek bir liste olur.

Savaşmak Değil, Barışmak

Şunu netleştirelim: amacın iç eleştirmeni tamamen yok etmek değil. Zaten mümkün de değil, onunla savaştıkça ona güç verirsin. Bastırdığın ses daha da yüksek bağırır.

Bunun yerine yapman gereken, içindeki başka bir sesi güçlendirmek: şefkatli, bilge, seni koşulsuz seven o sesi. Sende bu ses de var, sadece iç eleştirmen kadar yüksek konuşmasına izin vermemişsin. Onu duyduğunda, sertliğin yanında yumuşaklık da masaya oturur ve seçim yapabilirsin.

Küçük bir diyalog örneği:

İç eleştirmen: "Bu sunumu berbat ettin, herkes ne kadar beceriksiz olduğunu anladı."

Şefkatli ses: "Heyecanlıydın ve elinden geleni yaptın. Birkaç yerde takıldın, evet. Ama ayağa kalkıp konuştun bile. Bu cesaret ister."

Ya da:

İç eleştirmen: "Yine yemekte kendini tutamadın, iradesizsin."

Şefkatli ses: "Bugün yorgundun ve teselliye ihtiyacın vardı. Kendini yargılamak yerine, yarın kendine biraz daha iyi bakabilirsin. Tek bir öğün seni tanımlamaz."

Fark ettin mi? İkinci ses seni tembelliğe itmiyor, tam tersine değişim için güvenli bir alan açıyor. İnsan sevgiyle, korkuyla olduğundan çok daha kalıcı büyür.

Sen O Ses Değilsin

Kafandaki o sert sesi bir gecede susturmayacaksın ve buna gerek de yok. Ama bugünden itibaren onu tanıyabilir, ona isim verebilir, cümlelerini sorgulayabilir ve yanına daha nazik bir ses koyabilirsin.

Unutma: iç eleştirmenin ne kadar yüksek konuşursa konuşsun, kararı veren sen değilsin sanma. Sen o sesi duyan, izleyen ve nasıl cevap vereceğine karar veren bilinçsin. Sen eleştiren değil, seçen tarafsın.

Bugün kendine söyleyeceğin bir cümleyle başla. Aynanın karşısına geçtiğinde, o eski sert ses yükseldiğinde derin bir nefes al ve fısılda: "Ben yeterince iyiyim, tam da şu an olduğum halimle." Belki inanmakta zorlanacaksın. Sorun değil. Sen söylemeye devam et. Çünkü en çok da içindeki o küçük, korkmuş kız senin bu şefkatli sesini duymayı bekliyor. Ona kavuşma zamanı geldi.

Bu yaziyi faydali bulduysan paylas!
Paylas:

Ilgili Yazilar