İçeriğe atla
Dişil Enerji

Yaratıcı Dişil Enerji: İçindeki Yaratıcılığı Akıtmanın Yolları

Dişil Sırlar24 Ağustos 20265 dk okuma
Yaratıcı Dişil Enerji: İçindeki Yaratıcılığı Akıtmanın Yolları kapak görseli
Blog'a Don
Paylas:

Yaratıcılık deyince aklına belki de bir tuval önünde duran ressam, bir enstrüman çalan müzisyen ya da roman yazan biri geliyor. Oysa yaratıcı dişil enerji, bir sanat dalına ait değil. O, senin özünde zaten var olan bir güç. Çünkü dişil enerji doğası gereği yaratıcıdır: yaşam verir, üretir, dönüştürür, besler. Bir bebeği taşıyan da, dağınık bir günü toparlayıp anlamlı kılan da, hiçbir şeyden bir sofra çıkaran da aynı yaratıcılık. Sen bir şey yaratmayı öğrenmek zorunda değilsin. Sadece içinde tıkanmış olan o akışı yeniden açman gerekiyor.

Yaratıcı Dişil Enerji Neden Herkeste Var

Yaratıcılık bir yetenek değil, bir haldir. Doğa nasıl her ilkbaharda kendini yeniden üretiyorsa, dişil enerji de içinden sürekli bir şeyler doğurmak ister. Bu bir fikir olabilir, bir yemek, bir söz, bir düzen, bir çözüm. Kendini "ben yaratıcı biri değilim" diye tanımlıyorsan, bu senin yaratıcılığının olmadığı anlamına gelmez. Sadece uzun süredir o kasını kullanmadığın anlamına gelir.

Erkeksi enerji hedefe koşar, sonuç ister, çizgisel ilerler. Dişil enerji ise döngüseldir, sezgiseldir, akışla çalışır. Yaratıcılık tam da bu akıştan doğar. Bu yüzden kendini sürekli "yapılacaklar listesi" moduna sıkıştırdığında, yaratıcı damarın da susar. Onu geri çağırmanın yolu, önce neyin onu tıkadığını görmekten geçiyor.

Yaratıcılığını Tıkayan Sessiz Engeller

Çoğu kadının içinde bir yaratıcı vardır ama üstü kalın bir örtüyle kaplıdır. O örtüyü dokuyan birkaç sabit misafir var.

Mükemmeliyetçilik. "Ya güzel olmazsa?" korkusu, daha başlamadan seni durdurur. Mükemmeliyetçilik yaratıcılığın dostu değil, en sinsi düşmanıdır. Çünkü yaratmak dağınıktır, denemektir, bozup yeniden yapmaktır. Mükemmel olması gereken bir şeye asla başlayamazsın.

"Yeterince iyi değilim" korkusu. İçindeki o ses sana "senden daha iyileri var, sen kim oluyorsun da" der. Oysa dünyanın senin özel bakışına, senin elinden çıkana ihtiyacı var. Kimse senin gördüğün gibi görmüyor.

Sürekli meşguliyet. Zihnin bir an bile boş kalmıyorsa, yaratıcılığın inebileceği bir alan da yok demektir. İlham boşlukta doğar, kalabalıkta değil.

Kendine alan açmamak. Herkese, her işe zaman ayırıp sıra kendine gelince "sonra" demek. O "sonra" hiç gelmez ve yaratıcı yanın giderek daha kısık bir sesle konuşur.

Yaratıcı Akışı Yeniden Açmanın Yolları

İyi haber şu: yaratıcılık geri çağrılabilir. Zorlamayla değil, ona alan açarak. İşte küçük ama gerçek kapılar.

Elinle bir şey yap

Yaratıcılık zihinden değil, bedenden ve elden akar. Bir şeyi yaz, çiz, ör, yoğur, ekle, dans et. Sabah beş dakika hiç düşünmeden defterine kalem gezdir. Akşam yemeğini tarife bakmadan, sezgine göre pişir. Bir kağıda hiçbir amacı olmayan çizgiler at. Amaç güzel bir sonuç değil, elin harekete geçmesi. El çalışınca zihin susar, akış başlar.

Tüketmeyi azalt, üretmeye alan aç

Gün boyu başkalarının içeriğini kaydırıyorsan, yaratıcı kaynağın sürekli dolduruluyor ama hiç boşalmıyordur. Denge şart. Bir hafta boyunca her gün on beş dakika telefonu bırak ve o boşlukta kendi bir şeyini üret. Bir cümle yaz, bir eskiz çiz, bir plan kur. Tüketmeyi azalttığın her an, üretmeye yer açarsın.

Oyunu ve merakı geri çağır

Çocukken yaratıcılık kolaydı çünkü oynuyordun, sonucu umursamıyordun. Kendine "acaba" diye sorular sor. Şu renkleri karıştırsam ne olur, bu iki fikri birleştirsem, bu tarifi baştan uydursam. Merak, yaratıcılığın yakıtıdır. Oyun ise onu serbest bırakan alandır.

Bedenini hareket ettir

Sıkışmış bir bedende sıkışmış bir zihin yaşar. Yürü, dans et, esne, sadece müzik aç ve mutfakta salın. Bedensel hareket, dişil enerjinin akmasını sağlar ve çoğu zaman en iyi fikirlerin tam da hareket halindeyken gelir.

Doğaya çık

Doğa saf yaratıcılıktır ve bulaşıcıdır. Bir ağaca dokun, denize bak, toprağa bas. Doğanın döngüselliği senin dişil ritmini hatırlatır. On dakikalık bir yürüyüş bile içindeki tıkanmayı çözebilir.

"Kötü" ilk versiyona izin ver

En özgürleştirici kural bu. İlk versiyonun berbat olmasına izin ver. Kötü yazılmış bir sayfa, boş bir sayfadan sonsuz kez daha iyidir. Yaratıcılık düzeltmeyle güzelleşir ama önce ortada düzeltilecek bir şey olması gerekir. Kendine "şimdi çirkin olabilir" iznini verdiğinde, o korkak ses susar.

İlham günlüğü tut

Küçük bir defter edin ve seni her etkileyen şeyi oraya not et. Duyduğun bir söz, gördüğün bir renk, aklına gelen bir fikir, bir rüya. Bu defter kuruduğun günlerde su kaynağın olur. Yaratıcılık birikimden beslenir, o defter de senin birikimin.

Yaratıcılık Ruhuna ve Öz Güvenine Ne Yapar

Yaratmak sadece güzel bir sonuç bırakmaz, seni içeriden değiştirir. Bir şey ürettiğinde beyin küçük bir ödül verir, ruh halin yükselir. Kendi elinden çıkan bir şeye bakmak, "ben yapabiliyorum" duygusunu besler. Bu, öz güvenin en gerçek halidir çünkü dışarıdan bir onaya değil, kendi eylemine dayanır.

Yaratıcı akışta olduğunda dişil enerjin de canlanır. Daha çekici, daha canlı, daha kendinde bir kadın olursun. Çünkü içinden bir şey akıtan kişi, ışıldayan kişidir. İnsanlar bu enerjiyi hisseder. Yaratıcılık, kendine bakışını da değiştirir: kendini "tüketen" biri olmaktan çıkarıp "üreten", iz bırakan biri olarak görmeye başlarsın.

Bugün Başlayabileceğin Küçük Ritüeller

Büyük kararlar gerekmiyor. Küçük ve düzenli olan kazanır.

  • Sabah üç satır: Uyanınca defterine, filtresiz, üç satır yaz. Ne gelirse.
  • Haftada bir yaratıcı buluşma: Kendine haftada bir saat ayır ve sadece üretmek istediğin şeye ayır. Bunu takvimine, bir doktor randevusu ciddiyetiyle yaz.
  • Akşam tek soru: Gün sonunda "bugün beni ne etkiledi?" diye sor ve ilham günlüğüne yaz.
  • On dakikalık el işi: Her gün on dakika elinle bir şey yap. Süre dolunca güzel olsun olmasın bırak.

Bunları küçük tut ki sürdürebilesin. Yaratıcılık, ara sıra gelen büyük ilhamla değil, küçük ve sadık alışkanlıkla büyür.

Son Söz

Sen zaten yaratıcısın. Bunu yeni baştan kazanmana gerek yok, sadece hatırlaman gerek. İçindeki o yaşam veren güç, doğduğun günden beri seninle. Onu susturan tek şey korku, meşguliyet ve kendine yer açmamak. Bugün küçük bir kapı arala. Bir cümle yaz, bir çizgi çiz, mutfakta salın, bir fikri kovala. Mükemmel olması gerekmiyor, senden çıkması yeter. Çünkü sen akmaya başladığında, sadece bir şey üretmiş olmazsın: kendi öz gücünü, kendi ışığını, kendi dişil enerjini de geri çağırırsın. Ve bu ışık, hiçbir zaman geç kalmış değildir. Tam da şimdi, tam da olduğun halinle başlamaya hazırsın.

Bu yaziyi faydali bulduysan paylas!
Paylas:

Ilgili Yazilar